Yusuf GÜMÜŞ Yazdı:Varlık Barışı
GÜNDEMVARLIK BARIŞINA DAİR BİLİNMESİ GEREKENLER
7582 Sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle kurumlar vergisi kanununa Geçici 19. Madde eklenmiştir. Daha sonra 4 Temmuz 2026 tarihli ve 33300 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1) yayımlanmıştır.
Söz konusu Tebliğ Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen geçici 19’uncumaddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. Düzenleme esas olarak yurt dışında bulunan belirli varlıkların Türkiye’ye getirilmesini, Türkiye’de bulunduğu hâlde işletmelerin kanuni defterlerinde yer almayan varlıkların kayıt altına alınmasını ve belirlenen şartların yerine getirilmesi hâlinde vergi incelemesi ve tarhiyat korumasından yararlanılmasını amaçlamaktadır. Yine söz konusu düzenlemeden mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişilerin hangi şartlarla bu uygulamadan yararlanacağına ilişkin usul ve esaslar yer almaktadır.
Düzenlemenin kapsadığı varlıklar nelerdir?
Kapsama;
Türk lirası ve yabancı para, Altın, Döviz, Menkul kıymetler, Diğer sermaye piyasası araçları girmektedirYurt dışında bulunan taşınmazlar doğrudan kapsama alınmamıştır. Ancak taşınmazlar vb. 31 Temmuz2027 tarihine kadar kapsama giren para, altın, döviz veya sermaye piyasası araçlarına dönüştürülmesi halinde bu varlıkların Türkiye’ye getirilmesi mümkündür.
Bu düzenlemeden gerçek kişiler, tüzel kişiler, gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri ile belirli şartlarla gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan kişiler yararlanabilecektir. Şahıs şirketleri ve adi ortaklıklar adına da bildirim yapılması mümkündür. Şahıs şirketleri ve adi ortaklıkları KDV yönünden korurken ortaklarının gelir ve kurumlar vergisi yönünden korur.
Yurt dışındaki varlıkların bildirimi
Yurt dışında bulunan varlıklar, 31 Temmuz 2027 tarihine kadar (Cumhurbaşkanı süreyi uzatması halinde bu tarih)Türkiye’deki bankalara; menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları ise bankaların yanında aracı kurumlara da bildirilebilecektir.
Bildirim, Tebliğ eki EK-1 formu ile yapılacaktır. Bildirimin bizzat varlık sahibi tarafından yapılması zorunlu olmayıp, yetkili vekil veya kanuni temsilci aracılığıyla da yapılması mümkündür. Banka veya aracı kurumlar, bildirim sahibinden varlığın kaynağına ilişkin ayrıca belge istemeyecektir. Bununla birlikte vekâlet veya temsil yoluyla yapılan işlemlerde yetki kontrolü gerçekleştirilecektir.
Esas olarak tek bildirim yapılması öngörülmekle birlikte her ay ayrı bir vergilendirme dönemi sayıldığından, son başvuru tarihine kadar birden fazla bildirim yapılabilecektir. Aynı ay içinde tutarın artırılması veya azaltılması hâlinde önceki bildirim düzeltilir. Sonraki aylarda tutar artırılacaksa yalnızca ilave tutar için yeni bildirim yapılır.
Yurt dışındaki varlıkların, bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda bulunan veya yeni açılan bir hesaba transfer edilmesi gerekir.
Fiziki olarak Türkiye’ye getirilen varlıklarda ise iki aylık süre içinde gümrük işlemlerinin tamamlanması ve varlıkların gümrük işlemlerini izleyen ilk iş günü sonuna kadar banka veya aracı kuruma yatırılması zorunludur. Fiziki getirmelerde, varlığın daha önce banka veya aracı kuruma bildirildiğine ilişkin belgenin gümrük idaresine sunulması gerekir.
Transferi yapan kişi ile bildirimin adına yapıldığı kişi farklı olabilir. Varlığın Türkiye’ye getirildiğinin ispatında banka dekontları, aracı kurum işlem sonuç formları ve gümrük belgeleri kullanılabilecektir.
Türkiye’de bulunan varlıkların bildirimi
Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan kapsamdaki varlıkları da 31 Temmuz 2027 tarihine kadar (Cumhurbaşkanı süre uzatımı yapması halinde bu süre) banka veya aracı kurumlara bildirilebilir.
Bildirim banka veya aracı kurum üzerinden yapılacağından, mükellef tarafından vergi dairesine ayrıca beyanname verilmez. Vergi, yurt dışı varlıklarda olduğu gibi banka veya aracı kurum tarafından tahsil edilip beyan edilir.
Gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan kişiler ile Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutma zorunluluğu bulunmayan kişiler de Türkiye’deki varlıklarını bildirebilir. Ancak varlıkların bildirim tarihinde banka veya aracı kurum hesabına yatırılması ve bu durumun belgelenmesi gerekir. Mükellefiyeti bulunmayan kişiler için söz konusu tutarın hali hazırda bankada bulunmaması gerekir.
Değerleme ve muhasebe kayıtları
Bildirimler varlıkların Türk lirası karşılığı üzerinden yapılır. Değerlemede;
Türk lirası itibari değeriyle,
Altın rayiç bedeliyle,
Döviz TCMB döviz alış kuruyla,
Borsada işlem gören menkul kıymetler borsa rayiciyle,
Borsa rayici bulunmayan araçlar sırasıyla rayiç bedel, alış bedeli veya nominal değerle,
Yatırım fonu katılma payları kapanış fiyatıyla değerlenir.
Defter tutan mükelleflerin bildirilen varlıkları kanuni defterlerine kaydetmesi zorunludur. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bildirilen kıymetler için pasifte özel fon hesabı açacaktır. Bu fon sermayenin bir unsuru sayılacak; bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemeyecek ve sermayeye ilave dışında başka amaçla kullanılamayacaktır.
İki yıllık sürenin sonunda varlıklar, vergiye tabi kazanç ve kurumlar açısından dağıtılabilir kazançhesabına alınmaksızın işletmeden çekilebilir. İşletmenin tasfiyesi, vergisiz devir veya bölünme hâllerindefon hesabı ayrıca vergilendirilmez.
Vergi incelemesi ve tarhiyat koruması
Düzenlemenin en önemli avantajı, şartların eksiksiz yerine getirilmesi hâlinde bildirilen varlıklara isabet eden tutarlar hakkında vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmamasıdır.
Korumanın uygulanabilmesi için;
Yurt dışındaki varlıkların iki ay içinde Türkiye’ye getirilmesi,
Verginin zamanında ödenmesi,
Taahhüt edilen yatırım ve süre şartlarına uyulması,
Defter tutan mükelleflerce varlıkların kayıtlara alınması,
Özel fon hesabının açılması,
Varlıkların ve fonun iki yıl süreyle işletmeden çekilmemesi gerekir.
Başka bir nedenle yapılan incelemede bulunan matrah farkının bildirilen varlıklardan kaynaklandığının ispatlanması ve bildirilen tutarın matrah farkını karşılaması hâlinde gelir veya kurumlar vergisi ile KDV tarhiyatı yapılmaz. Matrah farkı bildirilen tutarı aşarsa yalnızca aşan kısım üzerinden tarhiyat yapılır.
Ancak vergi incelemesine başlanmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra yapılan bildirimler, önceden başlayan inceleme bakımından koruma sağlamaz. Vergi idaresinin konu hakkında bilgi sahibi olması tek başına engel değildir; incelemeye başlanmadan veya takdire sevkten önce bildirim yapılmış olması hâlinde düzenlemeden yararlanılabilir.
Vergi oranları ve taahhüt sistemi
Genel vergi oranı, bildirilen varlığın Türk lirası karşılığı üzerinden %5 olarak belirlenmiştir. Vergi, banka veya aracı kurum tarafından peşin olarak tahsil edilir; bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar beyan edilerek ödenir.
Bununla birlikte varlıkların belirli yatırım araçlarında belirli sürelerle tutulmasının taahhüt edilmesi hâlinde indirimli oran uygulanacaktır. (Taahhüt kapsamındaki varlıklar; Vadeli hesap, Devlet iç borçlanma senetleri, Kira sertifikaları veya Girişim sermayesi yatırım fonları)
Taahhüt süresi
Vergi oranı
En az 5 yıl
%0
En az 4 yıl
%1
En az 3 yıl
%2
En az 2 yıl
%3
En az 1 yıl
%4
Taahhüt verilmemesi
%5
Sonuç olarak;
Düzenleme, kayıt dışı veya yurt dışında bulunan finansal varlıkların belirli bir vergi ödenerek sisteme dâhil edilmesine imkân vermektedir. Düzenlemenin sağladığı temel avantaj, bildirilen tutarla sınırlı olmak üzere vergi incelemesi ve tarhiyat riskinin kaldırılmasıdır.
Bununla birlikte koruma kendiliğinden doğmamakta; bildirim, ödeme, Türkiye’ye transfer, yatırım taahhüdü, muhasebe kaydı ve iki yıllık fon şartlarının birlikte ve süresinde yerine getirilmesine bağlı bulunmaktadır. Bu nedenle uygulama öncesinde varlığın hukuki sahipliği, bildirimi yapacak kişi, değerleme tarihi, uygulanacak vergi oranı, yatırım süresi ve muhasebe kayıt yöntemi birlikte planlanmalıdır.
Özellikle düşük oranlı veya %0 oranlı uygulamadan yararlanılması düşünülüyorsa, taahhüt süresi boyunca yatırım aracının değiştirilmesi, hesabın kapatılması veya varlığın çekilmesi işlemleri dikkatle izlenmelidir. Şart ihlali yalnızca ek vergi ve gecikme faizi doğurmayacak, aynı zamanda vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmaması güvencesinin de kaybedilmesine neden olacaktır.
Yusuf GÜMÜŞ Yeminli Mali Müşavir Bağımsız Denetçi sürdürülebilirlik Denetçisi- Vergi Müfettişi
İlginizi Çekebilir