Antalya’da Dönüşüm mü, Yoksa Betonlaşma mı?
Yaz sezonunun yoğunluğu nedeniyle köşe yazılarımıza kısa bir ara vermiştik. Şehrin hızla değişen ve tartışılan gündemiyle yeniden merhaba.
Bugün Antalya’nın en büyük ve yakıcı meselelerinden birine odaklanmak gerekiyor: "Kentsel dönüşüm" adı altında sürdürülen ancak gerçekte rezerv konut açığını kapatmaktan uzak kalan niteliksiz yapılaşma. Konut arzı yetersiz kaldıkça kira fiyatları kontrolden çıkıyor; peki bu durum şehirleşme krizini çözüyor mu?
Dönüşüm mü, Güncelleme mi?
Kentsel dönüşüm; bir şehrin altyapısı, ulaşımı ve doğasıyla bütüncül olarak yeniden planlanmasıdır. Oysa bugün şahit olduğumuz süreç, 20-30 yıllık binaların yıkılıp müteahhit kârı gözetilerek yenilenmesinden ibaret.
Gerçek bir kentsel dönüşümün çözmesi gereken temel sorunlar göz ardı ediliyor:
Altyapı Yetersizliği: Her yağmurda tıkanan rögarlar ve yönlendirilemeyen atık sular.
Doğal Kaynak İsrafı: Kışın Toroslar’dan eriyip doğrudan Akdeniz’e akan, rezerv alanlarında depolanamayan tatlı su kaynakları.
Görsel ve İklimsel Uyumsuzluk: Antalya gibi 50 dereceyi bulan sıcaklıklara sahip bir Akdeniz kentinde, kenti daha da ısıtan antrasit boyalı binalar ve işlevsiz "Fransız balkon" tasarımları.
Tarihten Ders Almamak
MÖ 4000’li yıllarda bu topraklarda yaşayan medeniyetler, sıcakla baş etmek için hava sirkülasyonu sağlayan mimari tasarımlar yaparken; bizler binlerce yıl sonra iklimle mücadele etmek yerine sadece klimaya yüklenen, beton odaklı yapılar inşa ediyoruz.
Ayrıca Alanya’dan Fethiye ye kadar uzanan alanda altyapı hazırlanmadan verilen imarlar, trafik ve altyapı yükünü artırıyor. 2,6 milyonluk resmi nüfusun üzerine eklenen milyonlarca turist, altyapı kapasitelerini zorlarken, yeni beton bloklar sadece mevcut yoğunluğu artırıyor.
Çözüm Nerede?
Antalya’nın ihtiyacı; rastgele binalar dikmek değil, bilimsel veriler ışığında hareket etmektir. Akdeniz Üniversitesi gibi güçlü akademik kurumların kentin yerkabuğu hareketlerinden su kaynaklarına kadar ürettiği bilimsel raporlar dikkate alınmalıdır. Kentin özgün iklimine, florasına (turunçgil, gölge veren yerel ağaçlar) ve altyapı kapasitesine uygun, sürdürülebilir bir planlama şarttır.
Aksi takdirde yaptığımız şey kentsel dönüşüm değil; kentin geleceğini beton altında bırakmak olacaktır.
Mehmet Yılmaztürk Yazdı:, Dönüşüm mü yoksa betonlaşma mı?

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!
BUNLARA DA BAKABİLİRSİNİZ
- 1SEVDİM
- 1ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN




Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.